Doğa ile İletişim Kurarak Tasarlama: Biyo-Tasarım

Evde bunaldığımız bir günde dışarı çıkıp ağaçların arasında yaptığımız kısa yürüyüş bize neden bu kadar iyi geliyor? Evde bitki yetiştirmeye ve evcil hayvan beslemek neden bu kadar yaygın? Toprağa basmak neden vücudumuzdaki negatif enerjiyi atmamızı sağlıyor? Tüm bunların sebebini hiç düşündünüz mü?





Diğer canlılar ile iletişim kurmak doğal yollardan stres hormonumuzu düşürerek serotonin hormonu salgılamamızı sağlıyor. Evrimsel olarak doğaya ihtiyaç duymaya yatkınız. Doğada evrimleşen insanın şu an zamanının büyük bir kısmını harcadığı yer, doğadan uzaktaki iç mekanlar, şehirler ve beton binalar haline geldi. Teknoloji ve endüstrinin gelişimi ile kendi kurduğumuz kentler içerisinde doğa ile olan bağımızı iyice kopardık. İnsanın psikolojik olarak kendine yabancılaşmasının en büyük sebebi aslında bir parçası olan doğadan bağını bu denli koparması. Bu konudaki farkındalığın ve doğaya dönüş bilincinin oluşması son yıllarda tasarım alanında da farklı yaklaşımlar geliştirilmesini sağladı.



 Erik Klarenbeek tarafından tasarlanan, biyo-tasarımın ikonu
“Mycelium Chair” (Miselyum Sandalyesi)

Biyo-tasarım ya da biyofilik tasarım olarak adlandırılan yaklaşım doğa ile tekrardan bağ kurarak yaşamak, çalışmak ve öğrenmek için yenilikçi yollar yaratmayı amaçlıyor. Doğanın tasarıma ve mimariye bilinçli şekilde dahil edildiği bu yöntem ile doğa ile tekrar bağlantı kuruyoruz. Yosun, mantar ve çeşitli bakteriler kullanılarak üretilen bu tasarımların en önemli özelliği ise tamamen doğaya karışabilmesi. Biyofilik tasarım, doğa için sürdürülebilir olduğu kadar insan sağlığı da düşünülerek geliştirilen tasarım için yeni bir boyut. Doğadaki organizmalar kullanarak hem ruhsal hem de bilimsel olarak doğa ile bağ kuruyoruz. Biyofilik kavramının ve tasarımın başlangıcı aslında 1980’lere dayanıyor. Biyolog Edward O.Wilson’ın Biophilia adlı kitabındaki biyofili hipotezi kavramına göre yaşayan sistemler arasında içgüdüsel bir bağ olduğunu öne sürüyor. Bu terimi ilk kullanan ise ünlü psikolog Erich Fromm. Fromm bu konuyu "Biyofili, canlı ve yaşamsal olan şeyler tarafından cezbedilme yolundaki psikolojik saplantıdır." olarak tanımlıyor.



Eco Pods

Howeler+Yoon ditijal tasarımcılar tarafından tasarlanan "Eco Pods" Boston'da bitmemiş bir binanın yakıtını yosun ile karşılama projesi


Yaygın insan davranışları ile ilgili birbirinden bağımsız olduğunu düşündüğümüz pek çok kalıp aslında tamamen biyofili kavramı ile açıklanıyor. Yetişkin memeliler bebek memelilere daha çekici gelmesi ve bebeklerin korunma ihtiyacı, karşı cinste kalıplaşmış olarak bize çekici gelen vücut özellikleri, insanların evinde evcil hayvan beslemesi, bitki yetiştirmesi ve güneş ışığından rahatsız olmazken floresanların başımızı ağrıtması. Küresel çevre sorunları sebebiyle insanların son dönemde çevreyi korumaya ve ekolojik hareketlere önem vermesi, biyofilik tasarımın önemi ve kullanımını da arttırdı.


Neri Oxman

Moda, endüstriyel tasarım, mimari gibi pek çok alanda kullanılan biofilik tasarımın uygulanması ve dünya üzerindeki örneklerine gelecek olursak, dünyaca ünlü teknik üniversitelerinden biri olan MIT’nin tasarım laboratuvarı MIT Design Lab, bu konudaki öncü oluşumlardan biri. Netflix'te yayınlanan Abstract (Soyut Düşünce) belgeselindeki “Neri Oxman:Biyo-Mimari” bölümünde görebileceğiniz üzere MIT’de biofilik endüstriyel tasarım ve mimari alanında mucizevi diyebileceğimiz işler yapılıyor.






The Synthetic Apiary

Mimar Neri Oxman tarafından geliştirilen

“The Synthetic Apiary” isimli projede, doğanın mimarları olan arılar için özel olarak tasarlanan bir odada onlara uygun termal koşullar ve ışık sağlanarak . robotik kraliçe arı öncülüğünde bir tasarım yapıldı. Arılar robotik kraliçe arı ile iletişime geçerek peteği nereye yapacakları konusunda yönlendirildiler. Bu süreçte arıların uygun koşullarda işlerini yaparak canlı ve sağlıklı tutulmalarına önem verildi. Teknolojinin de yardımı ile doğadaki bir canlı ile iletişime geçerek tamamen onun yöntemi ile yapılan bu tasarım her yönüyle bir biyo-mimari örneği.







Breathing Shoe-Adaptive Packaging

MIT’nin son çalışmalarından biri ise Puma ile ortak gerçekleştirdiği sporcu kıyafetlerinde canlı mikroorganizmaların kullanılması. Yaşayan ayakkabılar ve canlı tişörtler denildiğinde kulağa oldukça ilginç gelen bu proje aslında tamamen gerçek. Breathing Shoe isimli spor ayakkabı ayakları serin tutacak şekilde kendi hava koridorlarını yaratan biyolojik olarak aktif bir ayakkabı. Aynı şekilde Deep-Learning Insoles ise tabanındaki organizmalar sayesinde sporcunun yorgunluğuna dair kimyasal belirtileri algılayabiliyor. Tişörtün değişen görünümü sayesinde kullanıcıya hava kalitesi hakkında bilgi veren Carbon Eaters tişörtü ise çevresel etkenlere yanıt veren mikroorganizmalara sahip. Ürünlerin ambalajı Adaptive Packaging ise doğada tamamen çözünebilen malzemeden üretilen canlı bir ambalaj.



Biyo-Tasarım fabrikası Faber Futures’ın kurucusu Natsai Audrey Chieza tarafından tasarlanan Streptomyces bakterisi ile boyanan kumaşa sahip kıyafetler


Doğaya dönüş yolunda insana yardımcı olan bilim ve teknoloji ,doğal ışıklar, bitki örtüsü ve malzemelerden elde edilen tasarımların insanların yaşadığı modern yapıların içine dahil edilmesi yakın zamanda yaygınlaşacak bir yaklaşım.


Kaynak:

https://www.yesilodak.com/biyofilik-tasarim-nedir


https://bigumigu.com/haber/spor-yaparken-kiyafetlerinizdeki-bakteriler-size-yardim-etsin/


https://design.mit.edu/projects


https://jods.mitpress.mit.edu/pub/issue4-ginsberg-chieza/release/3


https://faberfutures.com/


https://tr.wikipedia.org/


https://www.dezeen.com/2009/10/02/eco-pods-by-howeler-yoon-architectureand-squared-design-lab/




9 görüntüleme0 yorum