Etik Olmadan Sürdürülebilir Olunabilir mi?

Moda sektörünün son dönemdeki en trend iki kavramı: Sürdürülebilirlik (sustainability) ve etik (ethical).


Bu iki kavram zaman zaman birbirine karıştırılabiliyorken aynı anlama geldiğini düşünenler de var. İki kavram başka şeyler söylese de birbirinden bağımsız düşünülmesi ve uygulanması diğerinin değerini düşürüyor.


Sustainability, kısaca moda ürünün yaşam döngüsü boyunca dünyaya etkisi ile ilgilenirken; ürünün malzemesi, malzemenin nasıl üretildiği, nasıl işlendiği, üretim teknikleri, enerji ve kaynak kullanımı gibi başlıklar altında birçok prensibi benimsiyor.


Ethical ise ürünün üretiminde, satışında ve diğer her aşamasında çalışan insanlara davranış ile ilgilenir.

Özellikle Covid-19 sonrası yükselen algı ile müşteriler sürdürülebilir malzeme ve sürdürülebilir üretim yöntemlerinden fazlasını arıyor. Bununla birlikte şu soru gün yüzüne çıkıyor: Tümü ile ekolojik malzemeler kullanılarak üretim yapan fabrikalar, çalışanlarına iyi şartlar sunmuyor ise, bu konuda bir sürüdürülebilirlikten bahsetmek mümkün olabilir mi?


Neredeyse tüm hazır giyim üreticilerinin web sitelerinde ve kampanyalarında sürdürülebilirlik ibaresine rastlıyoruz, çünkü bu bir pazarlama aracı haline getirildi. Bir marka sürdürülebilirlikten bahsedemiyorsa günümüzde artık bir değeri yok.


Konunun trend haline gelmesi; kavramın içini boşaltırken bu konuya kafa yoran, tüm üretim süreçlerini buna göre planlayan markaların değerlerini de aşağıya çekiyor.



Tekstil sektörünün en büyük üretim noktası Güney Asya’da işçilerin nasıl şartlarda çalıştığını yakından biliyoruz. Bu ağır şartların yanında olası iklim krizinin de ilk vuracağı alan bu bölge olarak tahmin ediliyor. Her geçen sezonda kampanyalarını sürdürülebilirlik sosuna iyice bulayan markaların ne kadar etik olduğu ise soru işareti.


Büyük üreticilerde olduğu gibi küçük üreticiler de bu trendin peşinden gidiyor. Bu farkındalığın artmasına yarar sağlarken zaman zaman büyük kapitallerin reklam malzemesi haline gelebiliyorlar. “Who made my clothes” akımının peşinden giden küçük üreticiler, kıyafetleri üretenlerin çalışırken fotoğraflarını paylaşarak, büyük markaların yaptığı kampanyaların küçük bir versiyonunu sunuyor. Peki kullandıkları kumaşları üreten firmaların çalışma şartları hakkında neler biliyoruz? Bu konuda farkındalığa sahip markalar, tüm süreci şeffaf şekilde paylaşmalı.


Sonuç olarak büyük ve küçük olmak üzere üreticiler için hem bir ilke hem de pazarlama trendi haline gelen sürdürülebilirlik kavramı yükselmeye devam ederken dünyanın diğer ucunda işçiler zor şartlarda çalışmaya devam ediyor.


Eğer giysilerimiz dünyaya zarar vermeyecek ise o giysileri üretenler neden zarar görsün ki? Etik anlayışını toplumlar üstü bir çalışma şekli olarak kabul etmeliyiz. İki kavramı beraber uygulayan markalardan satın almak ve farkındalığı bu noktaya çekmek bilinçli tüketici olarak yapılması gereken bir hareket.

Copyright © Publik Market. All rights reserved.

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Spotify