Kendine Has Publik Market öncesi Nilipek. ile konuştuk.

14 Mart Cumartesi günü İzmir Avrupa Caz Festivali kapsamında gerçekleşen Kendine Has Publik Market'te solo bir konser verecek olan Nilipek. ile İzmir, müzik ve kadın hakları konusunda kısa bir röportaj yaptık.


Nisan ayında 3. stüdyo albümü Mektupları yayımlayacak olan müzisyen, elektronik müzik prodüktörü Deeperise ile de bir single'ı henüz duyurdu.



İzmir ile ilişkini nasıl görüyorsun, müzisyen olma sürecindeki etkileri nelerdi, müzik üretiminde hala İzmir'den besleniyor musun?


Çocukluğum ve gençliğim çok rahat, mutlu ve 'tehditsiz' geçti, ve bunda ailemin olduğu kadar bu yılları İzmir'de geçirmiş olmamın da büyük etkisi var. Bostanlı-Bornova-Alsancak üçgeninde, ailemle ve arkadaşlarımla bol muhabbetle, çok gülerek, çok dinleyerek, havasız stüdyolarda saatlerce çalarak geçti bu yıllar. Bir yandan da cinsiyetçilikle neredeyse hiç karşılaşmadığım bir ortamdaydım; cinsiyetime bağlı herhangi bir beklenti, ya da küçümseme hiç olmadı o yıllarda bulunduğum ortamlarda. İstanbul'u da çok seviyorum, ama aradaki kontrast çok fazla ve şimdi şimdi fark ediyorum ki kafamdaki ideal hayat hep İzmir'deki o yıllara referans veriyor. Zamanla burada da onu kurduğumu anlıyorum.


Sonuç olarak, sesimdeki sakinlik, ve belki ifadedeki rahatlık aslen İzmir kaynaklı diyebilirim :) İstanbul'da bir sürü veriyle doluyorum, ama bu verileri ve duyguları kelimeye dökebilmek istediğimde İzmir'de kafam daha iyi çalışıyor.

Yeni albümün Mektuplar'ı gelecek ay yayımlamayı planlıyorsun, bizi neler bekliyor yeni albümde?


Kayıtların son düzlüğündeyiz, çok heyecanlıyım ve albümün o kadar içindeyim ki şu an, dışarıdan bakıp bir şeyleri tanımlayamıyorum. Birbirine bağlı ama birbirinden ayrı iki hikaye anlatıyorum albümde; aşka, dostluğa, kadınlığa ve şehre dair. Kayıtların ve ses dünyasının iyi ve bütün olması için çok zaman harcadık, çok fazla detayla uğraştık, korkmadan yeni öğeler eklemek istedik ve bu yolda epey yeni şey öğrendik. Kendi adıma vokalin ifadesi ve yarattığı dünya ile daha çok ilgilendim, normalde adım atmadığım yerlere adım attım diyebilirim.



Türkiye'de müzik üretimi ve paylaşımı (dijital ortamda ve sahnelerde) konusunda neler düşünüyorsun, her şey daha iyiye mi gidiyor yoksa gittikçe zorlanıyor musun?


Belki zorluklarla karşılaşıyorumdur ama çoğu zaman 'zorluk' olarak algılamıyorum birçok şeyi. Tabii ki zorlaştıran ve kolaylaştıran durumlar var; ama en basitinden artık müzik üreten birinin endüstrinin etrafından dolaşarak, sevdiği ve kafasına uyan insanlarla bazı şeyleri gerçekleştirmesi daha kolay. 90larda ya da 2000lerde benim müzisyen olarak, daha doğrusu şu anki müzisyenliğimle bir şansım olmazdı bence; çok daha farklı şarkılar yapmam ve söylemem gerekirdi. Bilmiyorum her şey daha iyiye mi gidiyor; benim düzenimde bir insan için her şey iyiye gitti, ama başka tip bir müzisyen için kötüye gitmiş de olabilir.


Bir yandan da şunun farkında olmak lazım; düzen ve düzenin gereklilikleri sürekli değişiyor. Şu an müzik, üretim ve pazarlama için geçerli olanın bir on yıl sonra geçerli olup olmayacağını bilmiyoruz. O yüzden pek kesin konuşmamak lazım diye düşünüyorum. Benim kendi iç huzurum için bulduğum çözüm çok çalışmak, çok üretmek, işini iyi yapmaya çabalamak ve bol bol çalmak, söylemek.



Türkiye'de kadın hareketinin kat edeceği çok yol var, peki müzik dünyasında nasıl bir durum söz konusu, sektörde ve çevrende gördüğün eşitsizlikler var mı?


Bu aslında apayrı bir röportaj olabilirmiş, çok uzun bir konu:) Kısaca anlatmaya çalışayım: Şanslı olduğumu biliyorum, hem müzik türüyle ve iş yapma şeklimizle ilgili sanırım, hem de bir arada olduğumuz insanlarla; kendi çevremde pek eşitsizlikle karşılaşmıyorum. Ama bunun bir şans olduğunun, kendimize küçük bir dünya yarattığımızın ve o dünyanın içinde yaşadığımızın da farkındayım.


Tabii ki kendi çevremizin dışına çıkıldığında konuşulan, fikri sorulan kişi ben olmuyorum, odadaki erkek oluyor. Tabii ki festivallerde çoğunlukla erkek müzisyenler var. Tabii ki etrafımda çok fazla 'çaktırmayan' küçümseme duyuyorum, tanıdığım sevdiğim arkadaşlarımın bir erkeğe asla söylemeyi akıllarına getirmeyecekleri düşüncelerini karşılarındaki kadın olunca hemen ağızlarından döktüklerini görüyorum. Erkek yaptığında bilerek yaptığı şeyler kadın yaptığında 'hata' ya da 'yetersizlik' oluveriyor, bütün kadınların işlerine bir müdahaleye ihtiyacı var gibi bir hava var. Bununla karşılaşmamak için illa ki bir güç ilişkisi kurmanız gerekiyor, ama ben bunu yapmak istemiyorum, bunun gerekmesini de kabul edemiyorum.


Aslında yine kendi iç huzurum için bulduğum çözüm yukarıdakinin aynısı; çok çalışmak, çok üretmek. Kavga etmeyi, kavga etmekle vakit kaybetmeyi sevmiyorum, o yüzden sevmediğim bir durumla, ya da basit bir 'o öyle olmaz'la karşılaştığımda yapmayı seçtiğim şey sessizce uzamak ve aksini ispatlamak için çalışmak ve daha çok çalışmak oluyor.


Nilipek. Kendine Has Publik Market için bir de caz seçkisi hazırladı, aşağıdaki link'ten dinleyebilirsiniz.



0 görüntüleme

Copyright © Publik Market. All rights reserved.

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Spotify